Showtime'ın bu sene ki bombası olan
Dexter, gündüz adli tıpçı, geceleri ise seri katil olan Dexter
Morgan'ın yaşamını konu alıyor. Dizi, Jeff Lindsay'in "darkly dreaming
dexter" isimli romanından uyarlama. Dizinin mükemmel de bir
jeneriği mevcut.
Dizi
Pazar günleri yayınlanıyor. Bu zamana kadar dizi hakkında yapılan tüm
eleştiriler iyi. Öyle olması da o kadar normal ki. İyi hazırlanmış bir
senaryo, bir katilin neredeyse içini bize gösteren türden bir görüntü
yönetmenliği, Dexter'ın insanlıktan uzak kişiliği... İnsanlar ile iç
içe yaşamaya kendini öylesine zorlarken, iç sesinin insan
davranışlarını sorgulayışını dinliyoruz. Karşımıza aslında görünürde
dünyanın en normal, en sosyal, katil olabileceğina asla
inanamayacağımız bir seri katili çıkıyor. Kana olan tutkusu ise onu
adli tıpta çalışmaya itiyor. Böylece kendisi gibi diğer katillere de
yakın oluyor ve onlara ulaşıp, onları öldürmesi kolay oluyor.
Dexter'ın
öldürme dürtüleri çocukluğuna dayanıyor. Bir aile tarafından evlat
edinilmiş olan Dexter'ın asıl ailesi hakkında şimdilik bir bilgimiz
yok. Sadece bu katil ruhunu, çocukluğunda evlat edinilmeden önce
geçirdiği bir travmaya bağlı olduğu imasını izliyoruz. Bir de kocaman
yara izi var karnında henüz sebebi açıklanmamış. Onu evlat edinen sıkı
dedektif Harry, ilk anlardan itibaren bu çocuğun içinde bir şeylerin
arızalı, eksik olduğunu anlıyor ve Dexter'ın öldürme dürtülerini önce
hayvanlara, sonra da hiç değilse yaşamayı hak etmeyen kötü insanlara
kaymasını sağlıyor.